Dijitaldunyaniz olarak her zaman en iyi içeriği sunmak için çalışıyoruz. “27 derece hava sicak mı” konusunda daha fazlası için takipte kalın!
27 derece hava sıcak mı? İzmir’de yaşayan biri için kısa cevap: “duruma göre değişir ama ben yine de terlerim”
Herkese merhaba! Bugün Dijitaldunyaniz olarak sizlere “27 derece hava sicak mı” hakkında rehber niteliğinde bir yazı sunuyoruz.
İzmir’de yaşıyorsan, 27 derece hava sıcak mı sorusu aslında bir sıcaklık ölçümü değil, bir yaşam felsefesi sorusudur. Çünkü burada termometreye bakılmaz, önce rüzgâr var mı ona bakılır. Rüzgâr varsa “oh serin”, yoksa “bugün klima ile duygusal ilişki kurma günü” demektir.
Ben 25 yaşında, İzmir’de yaşayan biriyim. Ve şunu net söyleyebilirim: 27 derece bazı günler “ideal yaz havası”dır, bazı günler ise “ben neden dışarı çıktım ki?” krizinin başlangıç seviyesidir.
Sabah kalkarsın, pencereyi açarsın, hafif bir esinti yüzüne çarpar:
“Hmm… bugün güzel gün.”
Sonra telefonuna bakarsın: 27 derece.
İç ses:
“Tamam işte, hayat güzel.”
Ama aynı gün öğlen 13.30’da dışarı çıkarsan aynı hava sana şunu söyler:
“Sen beni hafife aldın.”
27 derece hava sıcak mı? Aslında mesele sayı değil, hissiyat
İnsanlar 27 dereceyi duyunca ikiye ayrılır:
“Aa çok güzel hava, tam gezmelik”
“Ben 27’de bile eriyorum”
Ben ikinci gruptayım. Ama bunu dramatik bir şekilde söylemiyorum, daha çok hafif mizahi bir teslimiyetle.
Çünkü İzmir’de 27 derece demek:
Güneş var ama “tatlı tatlı yakıyor”
Gölge var ama “sanki sauna modu açık”
Rüzgâr var ama “sadece moral veriyor, serinletmiyor”
Arkadaş grubunda bu konu açılınca da klasik diyalog başlar:
— Dışarısı kaç dereceymiş?
— 27
— Oh mis gibi!
— (ben) Hangi evrende?
İzmir’de 27 derece: yaz mı, bahar mı, yoksa gizli boss savaş mı?
Şimdi dürüst olalım. 27 derece hava sıcak mı sorusunun cevabı İzmir’de biraz da güneşin psikolojik durumuna bağlı.
Bazen 27 derece:
Balkon kahvesi
Hafif tişört
“Bugün hayatı çözdüm” hissi
Bazen 27 derece:
Gölge arama oyunu
Terli alınla varoluş sorgusu
“Neden gökyüzüne bu kadar güvenmişim?” pişmanlığı
Bir gün sahilde yürürken yaşadığım olayı anlatayım. Saat 16.00 civarı. Rüzgâr var, hava 27 derece. “Ne olabilir ki?” dedim. 10 dakika sonra tişörtüm bana yapışmıştı. O an içimden şu geçti:
“Ben bu hayatı yanlış oynuyorum.”
27 dereceye karşı İzmirli refleksleri
İzmir’de 27 dereceye karşı geliştirilen bazı refleksler vardır:
1. Gölgede yürümek bir spor dalına dönüşür
2. “Bir su alalım” cümlesi günde 14 kez kurulur
3. Klima kumandası kutsal obje gibi saklanır
4. Güneşle göz teması kurulmaz, direkt kaybedersin
Ve en önemlisi:
Kimse “çok sıcak değil ya” diyen kişiye güvenmez.
İç ses vs gerçeklik: 27 derece savaşları
Günün sabahı:
İç ses:
“Bugün çok güzel bir gün, dışarı çık, yaşa, üret, sosyalleş.”
Gerçeklik:
“Dışarı çıkarsan erirsin.”
İç ses:
“Ama 27 derece ne ki?”
Gerçeklik:
“Ben sana 10 dakika sonra mesaj atacağım: ‘neden dışarı çıktın’ diye.”
Ve en kötüsü şu olur: dışarı çıkarsın, gerçekten de “çok da sıcak değilmiş” dersin. Ama 20 dakika sonra vücudun kendi kendine karar verir:
“Ben artık bu ortamda çalışmıyorum.”
27 derece hava sıcak mı? Sosyal hayat testi
İzmir’de 27 derece aynı zamanda sosyal hayatın da filtresidir.
Arkadaş grubundan mesaj gelir:
— Sahile iniyoruz, hava çok güzel!
İki seçenek vardır:
1. Gidersin
2. “Ben gelemiyorum ya…” dersin ama sebep söylemezsin (sebep: hayatta kalma içgüdüsü)
Gidenler fotoğraf atar:
Gülümseyen yüzler
Gün batımı
Deniz
Ama fotoğrafta görünmeyen şey:
Terli sırtlar
Yapışmış saçlar
Sessizce “bir gölge bulsak” arayışı
Gölge altı diplomasi dönemi
Sizin İçin Seçtik: 220 volt insana ne yapar ?
27 derecede insanlar arasında gizli bir diplomasi başlar: gölge paylaşımı.
Bir banka oturursun, biri gelir:
— Burada yer var mı?
Aslında soru şudur:
“Biraz serinlik paylaşabilir miyiz?”
Ve o an insanlık gelişir. Çünkü İzmir’de gölge, wifi kadar değerlidir.
27 derece ve kıyafet seçimi krizi
Sabah evden çıkarken 27 dereceyi duyunca şu olur:
Dolap açılır.
Tişörtler bakar.
Sen bakarsın.
Hayat bakar.
“Bu ince ama sabah serin olur mu?”
“Bu kalın ama akşam üşür müyüm?”
“Bu iyi ama ter gösterir mi?”
Sonunda genelde şunu yaparsın:
En basit tişört + “nasılsa idare ederiz” mentalitesi.
Ama gün içinde gerçek ortaya çıkar:
İdare edilmez. Terlenir.
İzmir’de 27 derece: kahve mi, su mu, yoksa hayat sorgusu mu?
27 derecede içecek seçimi bile stratejidir.
Kahve içersin → “ben neden daha çok terledim?”
Su içersin → “bu normal mi yoksa ben mi yanıyorum?”
Soğuk içecek → 5 dakika iyi, sonra yine aynı hikâye
Bir kafede otururken arkadaşımın dediği şeyi unutamıyorum:
— Hava çok güzel ya, 27 derece.
Ben:
— Evet… içimde de 27 derece var şu an.
27 derece ve “klima bağımlılığı” evresi
27 derece aslında gizli bir bağımlılık başlatır: klima sevgisi.
İlk başta:
“Klima açmayalım, doğal hava alalım.”
Sonra:
“Biraz açsak mı ya…”
En son:
“Klima yoksa ben yokum.”
Ve işin komik yanı şu: 27 derece teknik olarak “çok sıcak” sayılmaz. Ama İzmir’de bu sıcaklık, insanın karakterini test eden bir seviyedir.
27 derece hava sıcak mı? Vücut gerçeği başka konuşur
Teoride 27 derece:
Hafif sıcak
Yaz başlangıcı
Keyifli hava
Pratikte 27 derece:
Boyun bölgesi bağımsız çalışmaya başlar
Alın “ben buradayım” diye bağırır
Sırt, kendi mini iklimini oluşturur
Ve en garibi:
Kimse yüksek sesle şikayet etmez ama herkes içten içe aynı şeyi düşünür:
“Bir gölge daha iyi olurdu.”
İzmir ruhu: 27 dereceye rağmen yaşamak
Tüm bu sıcaklık muhabbetinin sonunda şunu fark ediyorsun:
İzmir’de 27 derece hava sıcak mı sorusu aslında bir şikayet değil, bir uyum meselesi.
Çünkü burada insanlar:
Denizi
Rüzgârı
Güneşi
Ve terlemeyi
aynı anda yaşamayı öğreniyor.
Bir gün sahilde otururken yaşlı bir amca şöyle demişti:
— Evlat, burada hava sıcak değil… hayat sıcak.
O an gülmüştüm ama sonra düşündüm. Haklıydı. Biraz da fazla haklıydı.
Son düşünce: 27 derece ile barışmak mümkün mü?
Belki de mesele 27 derece hava sıcak mı sorusuna net bir cevap bulmak değil. Çünkü bu sorunun cevabı kişiye, şehre, güneşin açısına ve hatta o gün moraline göre değişiyor.
Ama İzmir’de öğrendiğim bir şey var:
27 dereceyi yenemiyorsan, onunla arkadaş oluyorsun. Gölgeyi seviyorsun, suyu yanında taşıyorsun, tişörtü hafif seçiyorsun ve en önemlisi biraz da kendinle dalga geçiyorsun.
Çünkü burada hava ne olursa olsun, hayat biraz sıcak, biraz yapışkan ama garip bir şekilde güzel devam ediyor.